• +905309459200
  • memekander@hotmail.com

NE GÜZEL KAFAM VARMIŞ

NE GÜZEL KAFAM VARMIŞ

Tanınmış oyuncu Fatma Karanfil hastalığını öğrendiği an itibariyle yaşadığı duyguları tüm samimiyetle
bizimle paylaştı. İşte Fatma Karanfil’in duygu yüklü mektubu.Eğer 39 yaşımda mamografi
çektirmeseydim 46 yaşımda çekilen ikinci mamografimde görülen 1 cm 2 mm’lik tümör doktorlarımı belki
bu kadar telaşlandırmazdı. En fazla 6 ay sonra tekrar kontrol isterdi çünkü 7 mm’lik tümörün 7 senede
1.2 büyüme gösterdiğini bilemezdik ve ben mememi kaybederdim… İşte erken teşhis dediğimiz bu.
Korkup kaçmak, ertelemek, ‘Aklıma kötü şeyler sokmayın’ demek yaşam kalitenizi bozmaya, daha ağır
tedavi görmeye, uzuv kaybetmeye, cinsel yaşamdan kopmaya ve hayata ‘hasta kadın’ olarak devam
etmeye neden oluyor. Psikolojik baskılar ise çabası…
1 hafta kimseye söylemeden doktorumun arkasından ağlayarak yürüdüm. Bütün bedenim kanser
kontrolüne girdi. 16 yaşımdan beri oyuncuyum, neredeyse 100 filmde oynadım, tırnağıma varıncaya
kadar görüntülendim. Uzay aracı gibi aletlere girince ‘Fatma şimdi de bütün içinin filmi çekiliyor’ dedim.
Kanser sadece mememdeydi, rahme sıçramamıştı. Doktorum dosyamı verdi ‘Ya yarın 8’de gel, 3.5 cm
açıp tümörü çıkarayım bakalım kaç numaraymış ya da sen bilirsin’ dedi.
Eve döndüğümde kuzenim Fezal koştu geldi. Ailemde bulunan doktorlarla ve birkaç kanserli hanımla
konuştu. Sabah kalktım, duşumu aldım ve Fezal’e ‘Kalk gidelim ameliyata’ dedim. Ameliyatım 4 saat
kadar sürdü, kolum 3.5 cm açıldı ve tümör alındı. Kolumdan 13 lenf alındı ve temizlendim ama çıkan
tümör çok kötüydü o başka. Aile büyüklerimize ben uyandıktan sora haber verildi. Kimse yanımda
ağlamadı, kimse ‘Ah kadersiz yavrum’ demedi. Evimi taze meyveler ve yemeklerle donattılar. 1 hafta
sonra eve çıktığımda ev aşhane gibiydi.
Yalnız kalmak istedim, gittiler. Sabah uyandım, aynaya baktım, Gözünden ateş çıkıyor, ayakların yere
çivi gibi basıyor ‘Sen mi öleceksin Fatma? Kanser senden korksun’ dedim ve kuaföre gittim saçımı erkek
gibi kestirip kelliğe ilk adımı attım. İşte kanser şokunu/korkusunu böyle bitirdim içimde. O gün bu gün
bitti.
Kemoterapi ve radyoterapi beni tabii ki yordu. Kaldırımlara yığılsam da kendim gittim, kendim döndüm.
Kel kafalı, ağzı maskeli kadın çevremi üzdü ama beni etkilemedi. ‘Vay be ne güzel kafam varmış, bunu
başka nasıl görürdüm?’ dedim.
Bir gün simsiyah giyindim, siyah makyaj yaptım, siyah ruj sürdüm. Kafa kel tabii. Taksim’den Tünel’e
kadar yürüdüm. Serde oyunculuk var ya, herkes beni rockçı zannetti galiba, gülerek baktılar. Gitar çalan
gençler ıslık çaldılar. Çok ama çok özel bir gündü hayatımda.
Tedavim bitti ve ömür boyu kontrollerle barışık, ipek gibi saçlı, biraz kilolu, 47 yaşında menopoza girmiş,
akıllı, hayata ve yaşayacaklarına hazır, geçmişe dönmemeye hatta düne bile dönmemeye, gelecek için
kaygı duymamaya söz vermiş bir kadın çıktı ortaya. O kadın bu gün 60 yaşında bir genç kız. Çocuk
kalpli, neşeli. ‘Keşke böyle öğrenmeseydim’ demedim hiç, ‘Demek ki böyle öğrenecekmişim, önemli olan
bu farkındalık’ dedim. Doktorlarım, ‘Hayatta en çok sevdiğiniz eylemi -oyunculuğu- terk etmişsiniz, sizi
asıl ilacınız o. Sizi seyircileriniz özledi’ dediler. Düşündüm, bende seyircilerimi ve o hesapsız sevgiyi
özlemiştim. Önce Osman Yağmurdereli sonra Birol Güven kocaman açtılar kollarını bana, bakın hala
sarılıyor. Ailemde bütün kadınlar kontrole girdiler, her zamanki gibi ilk ve tekim ailede. Gençleri 20’li
yaşlarda ultrasonagrafiye sokuyoruz önce, elimizde mukayese için bilgi olsun diye.
Bu hikayede ‘Neden ben, neden sen?’ diye bir soru olmamalı. Çok daha kötü ve çaresiz hastalıklar var.
Eskiden kanserden korkulurdu çünkü çaresi yoktu, şimdi var ve korkmaya sebep yok. Karşıdan karşıya
geçerken daha çok korkmalıyız bence. Nedir bu ‘zavallı ben’ler böyle. Kendimize gelelim ve düşünelim,
doğanın en mükemmeliyiz. Bizim içimizden insan çıkıyor, güzel bebekler… Eh, birazda aksaklıklar
olabilir.
Bırakın alışverişi falan. Önce sağlam bir sağlık sigortanız olmalı -benim sağlık sigortam olmasaydı evimi
satmak zorunda kalırdım, işte felaket üstüne felaket- sonra yıllık kontrollerinizi yaptırmanız geliyor.”
KAYNAK:Yeni Anne dergisi

MEMEKANDER

Mesajınızı bırakın